GARİP BİR AVRUPA HAVASI! ÜÇ TAKIM, ÜÇ FARKLI HİKÂYE

Fenerbahçe’de taktik tartışması, Trabzonspor’da hayal kırıklığı, Beşiktaş’ta ise yükselen tempo… Avrupa gecelerinde takımlarımız farklı duygular yaşattı. İlhami Özer, temsilcilerimizin Avrupa performansını masaya yatırdı.
Avrupa’da yine garip bir hafta geçirdik.
Beklentilerin yüksek olduğu bir atmosferde sahaya çıkan takımlarımızdan önce Fenerbahçe, ardından Trabzonspor taraftarlarını hayal kırıklığına uğrattı. Yapılan transferlerle birlikte yükselen beklenti, sahaya yansıyan futbolun ardından yerini soru işaretlerine bıraktı.
Beşiktaş ise adeta bambaşka bir hikâye yazıyor.
Yüksek tempo, mücadele, doğru plan ve sahaya yansıyan futbol… Siyah-beyazlılar Avrupa yolunda umut vermeye devam ediyor.
Şimdi gelelim detaylara…
FENERBAHÇE’DE EN BÜYÜK SORU: BU KADRO NASIL KULLANILACAK?
Fenerbahçe, kurulan kadro ve sahip olduğu kaliteli ayaklarla Lyon karşısında daha avantajlı görünen taraftı.
Rakip Lyon, kağıt üzerinde temsilcimize göre daha düşük kaliteli bir kadroya sahip görünüyordu. Ancak futbol sadece kadro kalitesiyle oynanmıyor.
Taktik, tempo ve mücadele konusunda Lyon’un Fenerbahçe’nin önüne geçtiğini gördük.
İlk yarıda Vedat’ın yeterince kullanılamaması, kanatlarda Kerem’in etkisiz kalması, yapılan top kayıpları ve oyunun hızının ayarlanamaması temsilcimizi zor durumda bıraktı.
Yenilen goldeki yerleşim hatası ve kanatlardan gelen ortalardaki yetersizlik de dikkat çekti.
Ancak benim için en büyük soru işareti Asensio’nun yedek başlamasıydı.
Real Madrid, Aston Villa ve PSG gibi önemli takımlarda forma giymiş, üst düzey tecrübeye sahip bir oyuncunun sakatlığı olmadığı sürece bu takımda ilk 11’de başlaması gerektiğini düşünüyorum.
Greenwood ise attığı olağanüstü golle hem kalitesini gösterdi hem de tur için Fransa’ya umut taşıdı. Aynı zamanda taraftarı yeniden ateşleyen isim oldu.
Sonradan oyuna giren Lukaku’nun etkisiz kalmasında ise sadece oyuncuyu suçlamak doğru olmaz. Sahadaki oyun planı ve kullanılan taktik de burada önemli.
Görünen o ki İsmail Kartal, bu kadar güçlü bir kadroyu yönetme konusunda taktik açıdan hâlâ soru işaretleri bırakıyor.
TRABZONSPOR’DA MAYA HENÜZ TUTMADI
Trabzonspor cephesinde ise durum biraz daha farklı.
Yeni kurulan kadro, gelenler ve gidenler derken henüz tam anlamıyla birbirine alışmış değil. Takımın zamana ihtiyacı olduğu açık.
Ancak Avrupa’da devam etmek istiyorsanız, bazı maçlarda zaman beklemiyor.
Ferencváros karşısında topu yavaş çeviren, net hücum organizasyonları üretmekte zorlanan ve sürekli kanatlara yönelmek zorunda kalan bir Trabzonspor izledik.
Salah’ın oyunun içine yeterince sokulamaması da takımın hücum gücünü ciddi şekilde etkiledi.
Rakibin sert oyununa karşı zaman zaman sinen bir Trabzonspor vardı. Maç boyunca yaşanan fauller ve oyunun kontrolünü kaybetme görüntüsü de temsilcimizin ritmini bozdu.
Bence başlangıç kadrosunda da önemli hatalar vardı.
Bu nedenle ortaya çıkan tablo teknik direktör Fatih Hoca’ya yazar.
4-4-2 sisteminin verimli işlemediği, takımın yeterince hazırlıklı görünmediği bir maç izledik. Orta sahanın merkezindeki eksiklik ise açıkça hissedildi.
Tüm gözler Salah’ın üzerindeyken, takımın bu kadar etkisiz kalması Trabzonspor adına gecenin en büyük hayal kırıklıklarından biriydi.
Yenilen golde ise Nwaiwu ile Pina arasındaki adam paylaşımı sorunu dikkat çekti. İki oyuncunun da bu pozisyonda hatası olduğunu düşünüyorum.
Son dakikalardaki kırmızı kart ise bana göre ağır bir karardı.
Kısacası…
Üzüldük. Ama tur henüz bitmedi.
BEŞİKTAŞ BAŞKA BİR SEVİYEDE!
Gelelim haftanın en keyif veren takımına…
Beşiktaş kaldığı yerden devam ediyor!
Yüksek tempo, sürekli hareket, kanatlardan gelen isabetli ortalar ve savunmadaki disiplin…
Altı maçtır gol yemeyen bir Beşiktaş izliyoruz.
Ve daha önemlisi, sahada ne yaptığını bilen bir takım var.
Her oyuncu görevini biliyor. Takımın temposu yüksek. Hücumda sürekli hareket var. Rakibe pozisyon vermeyen, oyunu kontrol eden ve izleyene keyif veren bir futbol ortaya çıkıyor.
Italiano yönetiminde güçlü bir başlangıç yapan Beşiktaş, sezona adeta bomba gibi girdi.
Geçtiğimiz yıllarda lige erken havlu atan görüntüden uzak bir takım görüyoruz.
Bu değişimin arkasında sadece transferler yok.
Zihniyet değişikliği var.
Sol bekte Rıdvan’ın performansını özellikle beğendim. Yaptığı ortalar, savunmadaki direnci ve ikili mücadelelerdeki başarısıyla takımın temposunu yukarı taşıdı.
Olaitan ve Orkun ikilisi ise takımın mücadele gücünü ve oyun temposunu belirleyen en önemli isimler arasında.
Beşiktaş’ta işler şu anda olumlu gidiyor.
Ve görünen o ki bu takım, Avrupa’da yoluna devam etmeye oldukça kararlı.
Benim görüşüm net:
Turun favorisi Beşiktaş.
Şimdiden tebrik etmek gerekiyor.
GALATASARAY’DAN BATRakov HAMLESİ
Avrupa heyecanının yanında transfer gündemi de hareketli.
Beklendiği gibi Galatasaray, Batrakov transferini tamamladı.
25 milyon avro ve sonraki satıştan elde edilecek kârın yüzde 15’i karşılığında kadroya katılan genç oyuncu, sarı-kırmızılıların geleceğe yönelik önemli hamlelerinden biri olarak görülüyor.
Sekiz ve on numara pozisyonlarında görev yapabilen, boşlukları iyi takip eden ve oyunu yönlendirmeyi seven Batrakov, potansiyeli yüksek bir isim.
Peşinde olan takımlar ve oyuncunun geleceği düşünüldüğünde Galatasaray’ın önemli bir yatırım yaptığı açık.
Beklentiyi doğru seviyede tutmak gerekiyor.
Ancak yetenek ve potansiyel açısından bakıldığında…
Galatasaray’ın iyi bir transfer yaptığı söylenebilir.
Şimdi gözler yeni hamlelerde.
AVRUPA’DA HENÜZ HİÇBİR ŞEY BİTMEDİ
Fenerbahçe için umut devam ediyor.
Trabzonspor için tur hâlâ mümkün.
Beşiktaş ise avantajını daha da büyütmek istiyor.
Önümüzdeki hafta oynanacak maçlar, temsilcilerimizin Avrupa yolculuğunda kaderi belirleyecek.
Dileğimiz, üç takımımızın da turu geçerek Avrupa’da yoluna devam etmesi.
Çünkü Türk futbolunun artık sadece transferlerle değil, oynadığı futbolla da Avrupa’da konuşulmaya ihtiyacı var.
Haftaya görüşmek üzere…
Hoşça kalın, esen kalın.

