Gündemyazarlar

ALLAH’I MAHKEMEYE VERMEK

Sevgili dostlar, önceki gün okuduğum bir yazıyı sizinle paylaşmak istedim.

Günümüzde herkes herkesi mahkemeye verebilir ama Allah’ı mahkemeye vermek nasıl olur?

Tanrı’yı mahkemeye veren kişilerden biri, ABD’nin Nebraska eyaletinde uzun süre eyalet senatörlüğü yapan Ernie Chambers adlı siyasetçidir.

ABD’nin Nebraska eyaletinde Eyalet Senatörü Ernie Chambers, 2007 yılında mahkeme sistemine erişim sorununu kamuoyuna duyurmak amacıyla Tanrı’ya karşı dava açtı.

Chambers, Tanrı’nın zararlı faaliyetleri nedeniyle kalıcı bir mahkeme emri talep etti. Ancak dava, Tanrı’nın sabit bir adresinin olmaması ve bu nedenle kendisine usulüne uygun tebligat yapılamaması gerekçesiyle reddedildi.

Hakim, mahkemenin sanık hakkında tebligat yapılamayacağına karar verdiğini ve bu nedenle davanın usulden reddedildiğini belirtti.

Senatör Chambers ise Tanrı’nın her şeyi bildiği inancından hareketle ilginç bir savunma yaptı:

“Mahkemenin kendisi Tanrı’nın varlığını kabul ediyor. Bu kabulün bir sonucu olarak Tanrı’nın her şeyi bildiğini de tanımıştır. Tanrı her şeyi bildiğine göre bu davadan haberdardır.”

Chambers’ın bu davayı açmaktaki amacının, mahkemelerin herkese açık olması gerektiği düşüncesini vurgulamak olduğu ifade edildi.

Ancak hikâye burada bitmiyor.

BİR YILDIRIM VE İLGİNÇ BİR DAVA

1969 yılının yazıydı…

Bazıları bu yılı gitar çalıp, şarkı söyleyerek, âşık olarak ve hayatlarının en güzel günlerini yaşayarak hatırlıyor.

Ama Arizona’nın Phoenix kentinde yaşayan Betty Penrose için bu yaz, hayatının en kötü dönemiydi.

Bir yaz fırtınası sırasında gökyüzünden düşen yıldırım evine isabet etti. Ev bir anda alev aldı ve kısa sürede tamamen kül oldu.

Tüm eşyaları, anıları, hayatı… Her şey yok olmuştu.

Küllerin arasında duran Penrose, gökyüzüne bakarak öfkeyle şöyle dedi:

“Bu zararı Tanrı ödeyecek!”

Betty’nin patronu Russell Tansie adlı bir avukattı.

Yaşananları duyunca hem bir hukukçu hem de dost olarak bu duruma farklı bir açıdan yaklaşmaya karar verdi:

Tanrı’ya tazminat davası açacaktı.

Tansie, mahkemeye sunduğu dilekçede Tanrı’nın evrenin bakımından ve işleyişinden, Arizona eyaletindeki hava olayları dahil olmak üzere tüm koşullardan sorumlu olduğunu ileri sürdü.

Bu nedenle Tanrı’nın yıldırımın düşmesine izin vererek ihmalkâr davrandığı savunuldu.

Dava dilekçesinde toplam 100 bin dolarlık tazminat talep edildi.

Ancak dava Arizona’da değil, California’nın Sonoma County bölgesinde açıldı.

Çünkü kısa süre önce burada oldukça ilginç bir olay yaşanmıştı.

Ünlü folk müzisyeni Lou Gottlieb, “Morning Star Ranch” adlı 30 dönümlük bir arazide bir hippi komünü kurmuştu.

Yerel yönetim bu komünü kapatmak istiyor ve Gottlieb’e cezalar kesiyordu.

Bunun üzerine Gottlieb sıra dışı bir çözüm buldu:

Arazisinin tapusunu Tanrı’ya devretti.

Resmen:

“Bu topraklar artık Tanrı’nındır.”

dedi.

Ve ekledi:

“Madem Tanrı yarattı, öyleyse vergileri de o ödesin.”

Avukat Tansie bu olaydan hareketle ilginç bir hukuki tartışma ortaya koydu.

Eğer Tanrı bir mülk sahibi olarak kabul ediliyorsa, teorik olarak mahkemeye de çağrılabilir miydi?

Ancak kısa süre sonra California’daki bir yargıç bu tapu devrini geçersiz saydı.

Gerekçe oldukça basitti:

“Tanrı, doğal veya tüzel kişi değildir; dolayısıyla mülkiyet hakkına sahip olamaz.”

Bu karar hem Lou Gottlieb’in hem de Betty Penrose’un planlarını boşa çıkardı.

Gottlieb cezaları ödemek zorunda kaldı, Penrose’un davası da sonuçsuz kaldı.

TANRI MAHKEMEYE GELİR MİYDİ?

Hikâyenin en ilginç taraflarından biri de buydu.

Eğer dava gerçekten görülseydi, Tanrı’nın mahkemeye gelip gelmeyeceği bile tartışma konusu olmuştu.

San Quentin Hapishanesi’nde bulunan Paul Yerkes Bechtel adlı bir mahkûm, kendisinin Tanrı olduğunu iddia etmiş ve mahkemeye çıkabileceğini söylemişti.

Kenya’dan Joseph Njue adlı bir kişinin de Tanrı’yı savunmak için gönüllü olduğu iddia edilmişti.

Sonunda hiçbir tazminat ödenmedi.

Ancak bu tür olaylar ve hukuk tarihine yansıyan ilginç girişimler, yıllar boyunca tartışılmaya devam etti.

Ve şu soru hep akıllarda kaldı:

“Eğer Tanrı evrenden sorumluysa, o zaman doğa felaketlerinden de o mu sorumludur?”

8 YILDA 3 KEZ YILDIRIM ÇARPINCA…

Bu konuda yıllar içerisinde basına ve çeşitli yayınlara yansıyan başka ilginç hikâyeler de oldu.

ABD’nin Wyoming eyaletinin Sheridan kentinde yaşadığı öne sürülen Jonas Wilding adlı bir çiftçinin, 8 yıl içerisinde üç kez yıldırım tehlikesi yaşadıktan sonra Tanrı’ya dava açmaya karar verdiği iddia edildi.

Haberlere göre Wilding, her yıldırım olayından kıl payı kurtulduğunu belirterek Tanrı’dan 100 milyon dolar tazminat talep etti.

Bu hikâyenin kamuoyuna yansıyan anlatımında Wilding’in şu sözleri dikkat çekiyordu:

“Ben aslında Tanrı’nın iyi bir kuluyum. Üç kez yıldırım saldırısını anlamadım. Bu nedenle Tanrı’ya karşı tazminat davası açıyorum.”

Yine aynı anlatımlarda Wilding’in:

“Her zaman kiliseye giderim. Her zaman kurallara uyarım. Tabii her insan gibi ben de bazı hatalar yaptım. Fakat tüm bunlar 8 yılda üç kez yıldırım saldırısına hedef olmak için çok fazla.”

dediği aktarılıyordu.

ORTAK NOKTA NEYDİ?

Anlatılan tüm bu davaların ve girişimlerin ortak noktası dikkat çekiciydi.

Tanrı’nın;

  • Kasırgalar,
  • Depremler,
  • Seller,
  • Yıldırımlar

gibi doğal afetler yoluyla insanların ölümüne ve büyük acılar yaşamasına neden olduğu ileri sürülüyordu.

Ancak mahkemelerden gelen sonuçların ortak noktası da aynıydı:

Tebligat sorunu…

Tanrı’nın bilinen ve tebligat yapılabilecek sabit bir adresinin bulunmaması nedeniyle davaların hukuki olarak sürdürülemeyeceği ifade edildi.

Belki de bu hikâyelerin en önemli tarafı, davaların sonuçlarından çok ortaya çıkardığı sorulardı.

İnsan yaşadığı büyük bir acının ardından kimi zaman öfkesini gökyüzüne yöneltebiliyor.

Bir yıldırım düştüğünde…

Bir deprem olduğunda…

Bir sel yaşandığında…

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

“Neden?”

Ve bazen bu “neden” sorusu, insanı mahkeme salonlarına kadar götürebiliyor.

Peki siz…

Tanrı’yı mahkemeye verir miydiniz?

Görüşmek üzere…

Hoşça kalın, esen kalın.

Yazar

Başa dön tuşu